Roberto Carlos transferinde en çok annemin ve kızarkadaşımın Roberto Carlos’u tanımasına şaşırdım onlarda benim şaşırmamı garipsediler ”insaf herkes biliyo tabikide Roberto Carlos’u” diye.Öyle bir isim yani Roberto Carlos,bunları burda söylemenin bile anlamı yok dünya çapında tanınan Türkiye’ye gelen en kariyerli ve hiç şüphesiz en ”ünlü” futbolcu.İşte buda gelişiyle hepimizi mutlu eden Roberto Carlos için yaptığım Absolut reklamı.tüm absolut reklamlarım
Forma evde kalmıştır,okuldan yada işten aniden çıkılmıştır stada yaklaşınca sarı-lacivert’i üstünde taşımak ister insan hemen bir atkı alınır ister bağlanır,ister dolanır boğaza, ister serbest bırakılır ama insanın ciğerlerine hoş bir hava dolar güven gelir kendine,günün yorgunluğu hissedilmez olur işte bunlardı hislerim bu fotoğrafları çekip photoshopta rötüşlarını yaparken.Belkide o nedenle bu kadar hoşuma gittiler sizlerinde beğenmesi dileğiyle. diğerleri
Ankaraya bir kez gitmişliğim vardır oda 3 günlük bir okul gezisiyle,onun dışında ne başkentle nede başkentin güzide ekipleriyle hiçbir gönül bağım bulunmamaktadır.Bu video nerden çıktı diye soracak olursanız geçenlerde CnnTürk’teki ”Oradaydım” belgeselinde Ankaragücü’nün 2.ligdeyken Türkiye kupasını alıp Kenan Evren’in özel izniyle 1.lige çıkarıldığı dönemin kulüp başkanı olayları anlatıyordu.İlk defa o sırada dinledim bu şarkıyı.Dışardan normal bir kulüp şarkısı sanabilirsiniz oysa ekonomik sıkıntılardan,politikaya hatta dönemin olimpiyatlarındaki başarısızlığa kadar halkı etkileyen herşeyi içinde barındıran solistin coşkulu ve keyifli yorumuyla bir süre sonra insanın sürekli dineleyip tebessüm edesinin geldiği bir parçaya dönüşüveriyor ”Bastır Ankaragücü”. Dipnot:İçinde futbol geçen bir yazı Fenerbahçe adı geçmeden bitmesin istedim çok yakında Fenerbahçe’yle ilgili hazırladığım 3 eğlenceli işide buraya eklemiş olucam.
”Hayat fena halde futbola benzer dört doğru pas yüzde 90 goldür” 7 yıl önce çekilen ancak benim şans eseri geçen ay izlediğim Dar alanda kısa paslaşmalar filminin unutulmaz repliği.Dar alanda kısa paslaşmalar aslında pek çok unutulmaz’ı bünyesinde barındırıyor ”kapalı dükkana kira ödemişiz” ”hayat fena halde futbola benzer” gibi replikleri,erkan can,savaş dinçel ve rafet el roman’ın başarılı oyunculukları ve hiç şüphesiz Fahir Atakoğlu imzalı harika soundtrack’i.Filmi henüz izlemeyenlere acil izlemelerini tavsiye ediyorum soundtrack için ise Fahir Atakoğlu’nun resmi web sitesinden albümü ücretsiz dinlemek ve indirmek için burayı tıklamanız yeterli.
Brush,action,texture,pattern ve tutorialların linklerini vereceğim photoshop kullanıcıları için keyifli olup kolaylık sağlıyacağını umduğum photoshopmadeni.com ‘u yapmaya başladım bugün,2-3 güne hızla ve bolca içerik ekleyerek onuda düzenli yayın yapar hale gelmesi dileğiyle.
Evvelsi akşam çeşme açıkhavada Sezen Aksu konserindeydim söylemesi ayıp.Sezen çıkmadan orkestrası gelip çalmaya başladı hafiften ”aa ne güzelmiş bu çaldıkları,herhalde sporcuların ısınması gibi bişey zevkine çalıyolar” dedim ilk defa duyduğumdan melodiyi,hemen peşinden Sezen’in sahneye çıkmasıyla anladımki ”yol arkadaşım” adlı yeni şarkısının girişiymiş o çaldıkları.Sözüyle müziğiyle unutulmaz hitlerinin arasına girmesi şimdiden kesin herkesin gönlünde,bana gelince şarkının içinde ‘’son istanbul beyi” dediği yerde prensesimin yanağıma kondurduğu öpücükle en anlamlı ve unutulmaz şarkısı oldu bile ”yol arkadaşım” Minik Serçe’nin.Fotoğraf makineleri ve kameralar kapıda toplandığından ben çekemedim ama youtube’ta harbiye açıkhavada çekilmiş bir kaydını gördüm ve buraya ekledim.
Geçenlerde Deviantart’ta bu eğlenceli sayfayla karşılaştım.fsk adlı kullanıcının yaptığı sayfada küplerle istediğiniz yönde ve renkte yazılar yazabiliyorsunuz. Screenshot aldıktan sonra basit pixelart denemeleride yaptım üstünde gayet keyifli oldu.Denemenizi şiddetle öneririm: isoType
2 haftadır sinemada gördüğüm Nokia n95 reklamını bugün televizyondada gördüm youtube’da aradım ama henüz Türkçesini bulamadım bu yüzden ingilizce olanıyla yetindim.Genellikle böyle reklamlarda orjinal ses hep daha iyi olur ama ben bu reklamın Türkçe dublajını çok daha başarılı buldum.Umarım kısa sürede biri ekler Türkçe’sini youtube’a.Gerçi oldukça etkileyici olan müziği aynı sonuçta reklamın.Benim bu kadar beğenip takılmamın asıl sebebiyse pusulanın gösterildiği sahnede söylenen söz herhalde ”It can find you the places so you can get lost” Ayrıca arkafonda çalan parçayı merak edenler içinde bir dipnot:çalan 2005 yapımı Elijah Wood’un başrolünü oynadığı ”Everything Is Illuminated” in soundtrack’inden The wall adlı parça.
Çok ağır olmasada rahatsızlık verici düzeyde soğuk algınlığıyla uğraşırken Jeff Buckley’dan Hallejuah’ı dinlemeye başladım biraz önce.Her an itibariyle insanın içine derin bir hüzün duygusu yükleyen,benide mazide çok alıp götürmüş olan bu şarkı bu sefer farklı bir şekilde kederden ziyede huzur getirdi içime.Jeff Buckley inanılmaz yorumuyla her Hallelujah dediğinde benimde şükretmem gereken şeyler geldi aklıma ve bunları yazmaya karar verdim sonradan okuduğumda gülümsemek için yada morale ihtiyacım olduğunda bir köşede dursun diye belkide.
-Dizlerimde hafif ağrı yapan kıkırdak sorunu dışında bir sağlık sorunum yok ki bu şükretmem gereken en önemli şey herhalde -Klasiktir sağlıktan sonra aile gelir bende aileme şükrediyorum bu kadar içten oldukları çok çok sevildiğimi özel olduğumu yıllardır durmadan bana hissettirdikleri için -Her ne kadar 1.sınıfta kendimi kaybedip çoğu dersten kalsamda bu yıl dersleri biraz toparladığıma yavaş yavaş sevdiğim işleri yapabileceğim üst sınıf derslerine seneye girebileceğim için şükrediyorum -Artık geçmiştede kalsa okula 1.likle girdiğim güne,o gün yaşadağım tarifsiz mutluluğu yaşadığıma şükrediyorum -Uzun süre birşeyler yapmayınca içimde biriken ”acaba” ”yoksa” ”belkide” leri silip atabilen güzel işler yapabilme yeteneğime şükrediyorum
-Aslında bu üstte yazanların hepsine geçen yılda sahiptim ama öyle mutsuzdumki işte o nedenle kızarkadaşım Melis’in hayatıma girişine şükrediyorum en çok.En keyifsiz anımda aklıma gelişiyle mutlu olabildiğime şükrediyorum.En sevimsiz,soğuk ortamda onu düşünüp kendimi yalnız hissetmediğime şükrediyorum.İnsanların dışardan baktığında bizi sıradan bir çift gibi görmesine,bu denli kendi kabuğumuzda yaşadığımıza şükrediyorum.Bu kadar sevilmenin bu kadar sevebilmenin gerçek olduğuna kimse inanmazken tüm kalbimle inanabildiğime şükrediyorum.Zamanla hayatımdaki çoğu şey kötüye giderken melisle geçen her saniyenin beni daha iyiye götürdüğünü gördüğüme şükrediyorum ve bitiriyorum başlamama sebep olan şarkının sözleriyle yazımı…
Belki daha once buraya geldim Bu odayi biliyorum, bu yerde yurudum Seni tanimadan once yalniz yasardim
Mermer kemerde bayragini gordum Ask, zafer kazanilacak bir yuruyus degil Soguk ve kirik bir yakaristir Hallelujah
Geç kalınmış bir iş olduğunu düşündüğüm blog mecrasına hiç hesapta yokken sabahın 6.22’sinde başlıyorum.Unutmayıp arada yazarsam kendi adıma eğlenceli olur gibi hele bide şu gün şu fotoğrafı çektim,photoshopta şunla uğraştımı eklersem tam bir ”kaptanın seyir defteri” yaratmış olurum.
www.hazarcelik.com : başladım yapmaya bakalım ne zaman bitecek